Mercedes-Benz 280 SLC (1981)

  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 1
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 2
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 3
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 4
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 5
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 6
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 7
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 8
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 9
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 10
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 11
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 12
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 13
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 14
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 15
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 16
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 17
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 18
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 19
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 20
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 21
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 22
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 23
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 24
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 25
  • Mercedes-Benz 280 SLC (1981) - Galeri 26
Teknik Özellikler
25.000- 30.000 €
10.666 adet (1974- 1981), 3653 adet (1981)
Motor:
2746 cc, düz 6 silindir, 24v, 185 [email protected] d/dak, 240 [email protected] d/dak
Performans:
9.9 sn 0-100 km/s hızlanma, 16.8 sn 0-400 metre hızlanma, 205 km/s maksimum hız
Şanzıman:
4 ileri otomatik, arkadan çekiş
Boş Ağırlık:
1610 kg

80’li yılların Mercedes modellerini seviyorsanız buradaki otomobilin hastası olacaksınız demektir. Oldukça temiz durumda olan, 1981 model 280 SLC’nin direksiyonuna geçiyoruz

Otomobilini kullanmamıza izin veren Doğa Keçecioğlu’na sonsuz teşekkürler...

1980’li yılların Mercedes- Benz modellerine olan ilgim daha çocukluk yıllarında başlamıştı. 1985’de babam, bir gün eve, 1973 model bir W115 kasa ‘200’ ile gelmişti. O günkü heyecanımı unutamam, koşarak aşağı indim, kapısını açtım ve o muazzam büyüklükteki (belki de bana öyle geliyordu, bilemiyorum!) arka koltuğuna kuruldum.

Hemen babamla küçük bir tur atmaya çıktık. O otomobilin bana ne kadar rahat geldiğini, deri koltuklarının nasıl yumuşak olduğunu, kafalık şeklinin aklıma nasıl kazındığını ve babam tam gaz verdiğinde o burnunun nasıl yukarı doğru yükseldiğini, bunların bende neler hissettirdiğini ne kadar anlatsam boştur. Geceleri Mercedes’le bir yere giderken kaputun üzerindeki yıldızı takip etmenin, o yaşlardaki bir çocuğun üzerindeki etkisi üzerine üniversite tezi bile yazılır, emin olabilirsiniz. 200 bende ‘Mercedes rahattır, geniştir, konforludur, lükstür, prestijlidir’ imajını oluşturan otomobildir. Aynı zamanda o yıllara ait tüm Mercedes’lerde yer alan o ‘Mercedes kokusunu’ sonsuza kadar zihnime kazıyan araçtır.

200’den sonra bir daha Mercedes’imiz olmadı ama ben, markaya olan hayranlığımdan dolayı hep o yılların modellerini araştırdım, teknik özelliklerini inceledim ve fırsat buldukça kullanmaya çalıştım. Bugüne kadar 200 (1973), 190 (1985), 190E (1987), 500 SEC (1983), 300SE (1989) gibi çeşitli modellerin direksiyonuna geçtim, yani az çok nasıl otomobiller olduklarını, neler hissettirdiklerini, nasıl bir sürüşe sahip olduklarını biliyorum ya da tahmin edebiliyorum.

Ne var ki hiçbir zaman SL ya da buradaki gibi bir SLC kullanma şansım olmamıştı. Zaten SLC’lerden o kadar az var ki, bırakın kullanmayı sokakta görürseniz bile şanslı sayılırsınız. Bu yüzden Doğa ile telefonda konuştuktan sonra otomobilini kullanabileceğimi öğrendiğimde çok sevindim. Böyle bir fırsat her zaman elinize geçmez, bunu kaçırmamalısınız.

Elbette ben de sizler gibi SLC’nin nasıl bir sürüşe sahip olduğunu çok merak ediyorum ama önce her zaman olduğu gibi tarihin tozlu sayfalarını aralıyor ve SLC’nin geçmişine göz atıyoruz.

1954’ten beri üretilen SL modelinin bir coupe versiyonu olması aslında pek de düşünülen bir alternatif değildi. Fakat R107 kodlu SL de işler farklı bir noktaya gelmişti. 1968’de ABD’de üstü açık otomobillerle ilgili yeni kurallar yürürlüğe girmişti ve bunların büyük bir kısmı güvenlikle ilgiliydi. Buna göre SL’in bir targa tavanlı ya da metal hard top tavanlı bir versiyonu üretme fikri Stuttgart koridorlarında dolaşmaya başlamıştı. Ne var ki bu kolay değildi ve fikri üretime geçirmek bile hayli uzun sürmüştü.

Dört koltuklu olması karar verilen otomobilin R107 SL üzerine mi yoksa S Sınıfı platformu mu üzerine inşa edilmesi gerektiği konusu büyük kararsızlıklara neden olmuş, sonunda R107 bazlı SLC’nin piyasaya çıkması 1971 yılını bulmuştu. 350 SLC olarak adlandırılan otomobilin ismindeki ‘C’ harfi Coupe anlamına geliyordu. Otomobil ön cama kadar SL ile aynıydı fakat buradan sonra aks mesafesi, fazladan iki arka koltuk için 360 mm (2820 mm’ye karşı 2460 mm) artırılmıştı. Gövdenin uzaması bagaj kapağının ve tavan çizgisinin farklı olması anlamına geliyordu. Ayrıca SLC’lerde C sütunlarında eklemeler bulunuyordu ve otomobil SL’den bu şekilde görsel olarak kolayca ayrılabiliyordu.

İlk olarak 1971’de SLC350 isimli, 3.5 lt’lik, V8 ile hayatına başayan SLC’ye daha sonra 1973’de yine V8, 450 SLC, ardından 1974’te 6 silindirli 280 SLC versiyonları katıldı. 1980’de 380 SLC ve 500 SLC modelleriyle motor gamı tamamlanmış oldu.

1980 Cenevre Fuarı’nda Mercedes, güncellenmiş SL ve SLC modellerini tanıttı. Otomobillerde artık S Sınıfı’nın direksiyon sistemi bulunuyordu ve mühendislik olarak yine S Sınıfı standartları getirilmişti. Üç oranlı, tork konvertörlü otomatik şanzıman yerini dört ileri vites kutusuna bırakırken 280 SLC’lerde manuel şanzımanlar beş ileri orana geçmişti ve bu standart olarak sunuluyordu. 280 serisinin motoru 1978’de 185 bg güç üretir hale getirilmişti ve bu güncellemede değiştirilmeden kullanılmaya devam etti. Bu motor aynı zamanda sayfalarımızda yer alan otomobilde de bulunuyordu.

1981’de üretimden kaldırılan 280 SLC’den 8 yıllık kısa hayatında toplamda 10.666 adet üretilmişti. 1981 yılındaysa 3653 adet bantlardan indi. Yani burada kullanacağımız otomobil 1981 model olduğu için sadece 3653 adet üretilen bir otomobili kullanmaktan bahsediyoruz ki bu bile yeterince heyecan verici. SLC’mizin motor bölmesinde bulunan VIN kodunu araştırdıktan sonra bunun toplamda 9338’inci, 1981’deki 2325’inci 280 SLC olduğunu öğreniyoruz. Yani bu otomobilden sonra tüm dünyada sadece 1328 adet 280 SLC üretildi çünkü Mercedes, 1981’de 280 serisinin üretimine son vererek yerine SEC serisini başlattı. Ayrıca 1981 280 SLC’lerin tüm üretim döneminde, ilk piyasaya çıktıkları yıl olan 1974’ten sonra en az üretildikleri sene olarak dikkat çekiyor.

Kısacası isteseniz de bulmakta çok ama çok zorlanacağınız, üretilen 3653 adetten 2325’inci 1981 model 280 SLC ile birlikteyiz.

Haydi bakalım bu kadar rakam yeter, biraz da sürüşe odaklanalım...

Büyük direksiyon, geniş koltuklar, PRNDSL harflerinden oluşan otomatik vites, yuvarlak ızgaralar ve sarı ibreli göstergeler... Burada herşey o kadar tanıdık geliyor ki. Sanki yıllarca bu otomobili kullanmış gibiyim, bunun nedeni Mercedes’in bu parçaların birçoğunu diğer modellerinde de kullanıyor olması tabii.

Kokpitin ilginç noktalarında ilginç butonlar yer alıyor; vites kolunun hemen yanındaki düğme, müzik sisteminin sesini ön- arka hoparlörlere dağıtıyor (fader denilen fonksiyon), ızgaraları açıp kapatan düğmeler ızgaralarla ilişkilendirilmemiş, farklı birer ayar gibiler, direksiyonun sol tarafında, üzerinde ‘beschl fix., verzög fix.’ yazan kol ise hız sabitleme sistemini kontrol ediyor. Hız sabitleme sistemi. 1981 model bir otomobilde. Hem de standart donanımda. Şaşırdınız mı? Şaşırmayın, belki inanamayacaksınız ama bu otomobilde ABS bile var! Evet, Mercedes boşuna Mercedes olmamış...

Anahtarı çevirdiğinizde sıralı 6 silindirli motor hemen çalışıyor. Bu kadar istekli olması dikkat çekici. Sesi geniş duyuluyor, çok bağırmıyor ve biraz bas. Gaza bastığınızda otomobilin gövdesi hafifçe sallanmaya başlıyor.

2746 cc’lik, 6 silindirli bu motor daha önce de söylediğimiz gibi 185 bg güç ve 238 Nm tork üretiyor. SLC’nin boş ağırlığı 1610 kg, yani SLC öyle çok hızlı bir otomobil değil. Aslında üretiliş amacı da hızlı gitmektense rahat, konforlu ve lüks bir seyahat sunmak üzerine odaklanmış ve bunu gerçekten çok iyi bir şekilde yapıyor.

Büyük direksiyon tabii ki hidrolik desteğe ve çok tura sahip; tam turunu sayamadım ama alıştığımız otomobillere göre çok olduğunu söyleyebilirim. Yola çıktığınızda bu büyük direksiyon simidinin otomobili kullanmayı ne kadar kolay hale getirdiğini görebiliyorsunuz, rahatça dönüyor, hafifliğiyle keyif veriyor.

4 ileri otomatik şanzıman uzun vites oranlarına sahip olduğu için vites büyütmek için motoru biraz devirlendirmek gerekiyor. Ama üçüncü vites sanki herşeye yetecekmiş gibi hissettiriyor, zira fabrika verilerine göre 143 km/s’ye kadar çıkabiliyorsunuz bu viteste. İkinci vitesse 85 km/s’de sona eriyor. Bu uzun vites oranlarına rağmen SLC 0-100 km/s hızlanmasını 9.9 sn’de tamamlarken, 400 metreyi 16.8 sn’de geride bırakıyor ve maksimum 205 km/s’ye ulaşıyor. Bunlar belki kulağa etkileyici gelmiyor ama zamanına göre yeterli sayılır.

Zaten daha fazlasını da beklemiyorsunuz. Otomobil düşük devirlerde biraz hantal hissettirse de devir yükseldikçe kendine geliyor. Özellikle 4000 d/dak’dan sonra otomobil iyi bir performans sergilemeye başlarken, motordan gelen sesler de keyif veriyor. SLC’nin 140 km/s’de sonraki stabilitesi de gerçekten şaşırtıcı; hiçbir şekilde izinden çıkmıyor, sağa sola çekmiyor, salınım yapmıyor. İzini çok iyi şekilde koruyor ve sürücüye güven veriyor. Sadece bu bile onun uzun yol için üretilmiş bir coupe olduğunun bir göstergesi.

Süspansiyon sistemi oldukça yumuşak, Amerikan otomobilleri gibi yaylana yaylana yol alıyorsunuz ve bu oldukça konforlu bir sürüş anlamına geliyor. SLC’nin repretuarında yolcularının sallanması, kendilerini rahatsız hissetmeleri gibi şeyler yok. O özellikle sürüşün konfor kısmını mükemmel şekilde yapmak istiyor ve yapıyor da. Yaşına rağmen amortisörlerin darbe emişleri gayet yeterli, sönümleme kalitesi dikkat çekici.

SLC yolda konumlandırması zor bir otomobil çünkü burnu epey uzun, sadece burnu değil, 4750 mm ile gövdesi hayli uzun. Ama ilginç bir şekilde 1790 mm’lik genişliği biraz dar geldi bize. Şöyle düşünün ki standart bir Peugeot 208’in genişliği 1739 mm, GTi versiyonunda bu 1829 mm’ye kadar çıkıyor. Kısacası ince- uzun bir otomobil SLC, zaten tasarımına baktığınızda uzatılmış aks mesafesi nedeniyle ilginç oranlara sahip olduğunu görüyorsunuz.

Fren pedalı devasa ama o pedala bastığınızda biraz ürkebilirsiniz çünkü otomobil yavaşlama konusunda biraz isteksiz bir tavır sergiliyor. Haliyle onun bu isteksiz tavırına siz de isteksiz bir şekilde cevap vermek durumunda kalıyorsunuz. Ama zaten SLC vaad ettiği sürüş tarzıyla çok sert fren yapmanızı gerektirecek bir durumda bırakmıyor sizi. Bu otomobili kullanırken ne kadar hızlı gittiğinizi falan düşünmüyorsunuz, önünüzde uzayıp giden motor kaputuna bakarken, ayağınızın altındaki büyük gaz pedalının gövdeyi nasıl titrettiğini hissedip, güzel düşüncelere dalıyorsunuz. SLC bu anlamda büyüleyici bir otomobil...

“Geceleri Mercedes’le bir yere giderken kaputun üzerindeki yıldızı takip etmenin, o yaşlardaki bir çocuğun üzerindeki etkisi üzerine üniversite tezi bile yazılır, emin olabilirsiniz”

İlk defa SLC kullanmış biri olarak bu otomobili çok sevdim. Eğer etrafınızda bir tane varsa mutlaka kullanmanızı tavsiye ediyorum. Onda döneminin tüm Mercedes özelliklerini göreceksiniz: Teknoloji, konfor, prestij...

Mercedes’in, bir marka olarak model karakterini böylesine değişmeden yıllar boyunca devam ettirebiliyor olması gerçekten çok ilginç. SLC bir anlamda günümüzün SL’i gibi çünkü 1996’da SLK ile Mercedes metal tavan üretimine girmeden önce SL üzeri açık, SLC de onun coupe versiyonuydu. Günümüzde SL’de SLK gibi metal tavanlı olduğu için artık böyle bir modele de gerek kalmadı haliyle. Güncel SL’e yakından bakın, onda geçmiş dönem SL’ler ve SLC’lerden izler görürseniz şaşırmayın.

“SLC’nin 140 km/s’de sonraki stabilitesi de gerçekten şaşırtıcı; hiçbir şekilde izinden çıkmıyor, sağa sola çekmiyor, salınım yapmıyor”

Yazıyı değerlendir

Yorumlar

ilk yorum yapan siz olun.



Facebook