Ferrari 308 GTB (1978)

  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 1
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 2
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 3
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 4
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 5
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 6
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 7
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 8
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 9
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 10
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 11
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 12
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 13
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 14
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 15
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 16
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 17
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 18
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 19
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 20
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 21
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 22
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 23
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 24
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 25
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 26
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 27
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 28
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 29
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 30
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 31
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 32
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 33
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 34
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 35
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 36
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 37
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 38
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 39
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 40
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 41
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 42
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 43
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 44
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 45
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 46
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 47
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 48
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 49
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 50
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 51
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 52
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 53
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 54
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 55
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 56
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 57
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 58
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 59
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 60
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 61
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 62
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 63
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 64
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 65
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 66
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 67
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 68
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 69
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 70
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 71
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 72
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 73
  • Ferrari 308 GTB (1978) - Galeri 74
Teknik Özellikler
140.000- 180.000 €
2897 adet (1975- 1981 arası)
Motor:
2927 cc, V8 silindir, 32v, 240 [email protected] d/dak, 275 [email protected] d/dak
Performans:
6.8 sn 0-100 km/s, 14.8 sn 0-400 metre hızlanma, 244 km/s maksimum hız
Şanzıman:
5 ileri manuel, arkadan çekiş
Boş Ağırlık:
1265 kg

Otomobilini kullanmamıza izin veren Sayın Leon Kalma ve Elklasik.com'a sonsuz teşekkürler...

Dünya üzerinde bir amblemin bu kadar değerli olduğu zor görülür bir şeydir. Herhangi bir çantaya, kaleme veya USB'ye konulması bile o malın değerini ikiye veya üçe katlayabilir. Yine çok az amblem insanın kulaklarında bir senfoninin, bir imajın oluşmasına sebep olabilir. Evet, Ferrari'nin şu şahlanmış atından bahsediyorum. 

Otomobil ile ilgili veya ilgisiz herkesin ismini bildiği, aklında bir şeyler canlandığı yegane markalardan Ferrari olmasaydı, otomobillere bu kadar ilgim olup olmayacağını inanın kestiremiyorum. Aslında herşey o sesi duyup kafanızı çevirmenizle başlıyor. Etrafta, nereden geldiği kestirilemeyen bir ses kulaklarınızdan beyninize "bir şey geliyor" komutu veriyor. Sonrasında arkanıza dönüp baktığınızda çarpıcı renklerde (genellikle kırmızı), yerle bitişik bir şeyin size doğru yaklaştığını görüyorsunuz. Eğer bu ilk defa oluyorsa kalbiniz, ritmi bozularak, bolca kanı vücudunuza doğru pompalamaya başlıyor ve yanınızda duran bu alçak ve geniş şeyi gördüğünde gözlerinizi ondan ayıramıyorsunuz. Geleceğin otomobil severi olacağınızın garantisi altında, güzel bir senfoniyle uzaklaşan bu nesne aslında hayatınızdaki bir çok şeyi değiştirecek ilk adımı atmış oluyor. 

Bahsettiğim otomobil, bir yetişkin olarak az da olsa sürme şansını yakaladığım, halen en çok sevdiğim ve almak istediğim araç olarak hayallerimi süslemeye devam eden bir F355. Aslında bu yazıyı yazarken, 308'in güncel sayılacağı dönemleri hatırlayan editörümüz Berk Sarıoğlu'nun mu yoksa hatırlamayan yeni jenerasyon olarak benim mi yazmam gerektiği konusunda çok düşündük. Otomobili kullanırken, o kadar keyif aldım ki yazıya ben talip oldum. 

Genelde dönemi hatırlayanlar, Magnum dizisiyle 308'i özdeşleştirmiş durumdalar, fakat 30 yaş civarı ve daha küçük yaştakiler için bu dönemleri hatırlamak mümkün değil, zira Kara Şimşek dizisini bile hayal meyal hatırlıyorum. Hatta Ferrari ile ilk tanışmam F355 olduğu için de geçmiş modeller küçükken çok ilgimi çekmemişti diyebilirim. Ancak biraz daha işin içine girdiğinizde, F355 (veya daha genç arkadaşlarımız için 430, 458 veya 488) nasıl ortaya çıktı diye bir soru sorarsanız; buradaki hikaye 308'e dayanıyor ve belki de bu aşkın temellerini araştırmamız gerekiyor. 

Tarihçe bölümünden devam etmek için tıklayın.

Ferrari 308'in hikayesini geriye doğru sardığımızda temellerin Ferrari'nin giriş modeli Dino'da atıldığını görüyoruz. Her ne kadar Dino 6 silindirli olsa da, kısmen uygun fiyatlı ve ortadan motorlu iki kişilik bir spor otomobil olarak 1967 yılında piyasaya sürülüyor. Dino ismi çoğumuzun da bildiği üzere markanın kurucusu Enzo Ferrari'nin genç yaşta kas hastalığından hayatını kaybeden oğlu Dino'nun anısına kullanılıyor. 

Dino'larda maliyetleri kısmak için Fiat ile motor yapımında işbirliği yapılıyor ve ilk Dino 2 litre V6 motor ile 206 GT adı altında piyasaya sürülüyor. 1960'lı yılların kıvrımlı hatlarını taşıyan bu zarif otomobil Pininfarina tarafından tasarlanıyor ve günümüzde de halen en güzel otomobillerden biri olarak anılıyor. Sonrasında 2 litreden 2.4 litreye yükseltilen motor hacmi ile tasarımda çok büyük değişiklikler olmadan Dino 246 GT'lerin satışına devam ediliyor. 

Hikayenin devamı ise ilginç çünkü 308 adını taşıyan ilk Ferrari, kullandığımız 308 değil Dino 308 GT4 (GT; Gran Turismo, 4 ise üstten çift egzantrik yani 4 egzantriği ifade ediyor). Dino'nun 2.4 litrelik 6 silindirli motoru, halefine kıyasla büyük sayılabilecek bu dört kişilik otomobile yeteri kadar performans sunamayacağından, Ferrari bu sefer Fiat ile birlikte değil, tamamen kendisinin bu modele özel olarak ürettiği V8'i yerleştiriyor. 1974 yılında doğan 3.0 litrelik motor önemli çünkü bu, bir Ferrari'ye konulan ilk 8 silindirli motor olarak tarihe geçiyor. Kısacası otomobil Dino adını taşısada Ferrari motoruyla yürüyordu.

308 GT4'ler 4 kişilik olmasına karşılık arka kısımda yeterli baş mesafesi sunmuyordu, ayrıca diğer Ferrari'lerden daha uygun fiyata sahip olsa da giriş modeli olarak lanse edilen bu otomobil, dönemine göre hiç de ucuz bir fiyata sahip değildi. Tüm bunların yanında Countach ve dönemin Lamborghini'lerinde imzası bulunan Bertone tarafından tasarlanan Dino 308 GT4, bu otomobillerden esintiler taşıyordu fakat onlar kadar beğenilmemişti. Bu da 308 GT4'ün satışlarını ciddi anlamda zorlaştırmıştı. Ferrari daha sonra kötü giden satışları lehine çevirebilmek adına showroomlarda müşteri bekleyen otomobillerin Dino amblemlerinin yanına Ferrari amblemi koydurmuş, bu sayede satışlara biraz hareket getirmeye çabalamıştı.

Bu olaylar gelişirken Ferrari yetkilileri piyasaya çıkacak 2 kişilik yeni giriş modeli üzerinde çalışıyorlardı ve Dino'nun satışlarına bakıldığında artık yeni modelin Dino adını taşımamasına karar veriliyordu. 1975 yılında 308'in piyasaya çıkacağı ilk kez duyurulduğunda, müşterilerde biraz kafa karışıklığı yaratmıştı. Otomobil, Dino "308" GT4 ile aynı adı taşıyordu fakat dört kişilik değil, iki kişilikti; Dino 246 GT'nin devamıydı ancak Dino adını taşımıyordu. Bunun yanında yeni 308'in tasarımı çok beğenilmiş, Dino'nun kıvrımlı çizgileri ile 308 GT4'ün sert hatlarını harikulade şekilde harmanlamıştı. 

1976 yılında üretim bandından çıkan ilk Ferrari 308 GTB'nin gövdesi fiberglastı. Ancak otomobile talep Ferrari'nin beklentisinin çok üzerinde olmuş ve üretim yetiştirilemez hale gelmişti. Ferrari gibi düşük adetlerde üretim yapan bir firma için fiberi işlemek çeliği işlemekten daha zor bir işlemdi ve firmanın yüksek hacimli çelik üretiminde tecrübesi de bulunmuyordu.

Bu yüzden Ferrari artan talebe daha hızlı cevap verebilmek için 1977 yılının ortalarında, 308 gövde üretiminde fiberin yanında çelik gövde üretimine de başladı. Günümüzde ise üretim adetleri en az olan (yaklaşık 750 adet civarında) fiber gövdeli 308 GTB'ler en fazla değere sahip 308'ler olarak görülüyor. 

Yine 1977 yılında 308'in üstü açık (targa) versiyonu GTS versiyonu piyasaya sürüldü ve GTB'nin de üstünde satış hacmi yakaladı. 1978 ve 1979 yıllarında ABD'ye giren araçların tabi olduğu daha sıkı emisyon regülasyonları sebebiyle araçların güçlerinde düşüş yaşandı. Karbüratöre sahip 308'ler bu yüzden (özellikle Amerika pazarı için) 76-77 ve 78-79 olarak ikiye ayrılıyor. 

Kullandığımız otomobil 1978 model olduğu için 308'in bundan sonraki hikayesine çok kısa olarak değinmek gerekir diye düşünüyoruz. 1980 yılında 308'lerde enjeksiyon sistemine geçiliyor. İlk motor 8 silindir ve 16 subaplı iken, 1983 yılındaki, enjeksiyonlu versiyon silindir başına 4 subaplı anlamına gelen Quattrovalvole (QV) ismiyle piyasaya sürülüyor.

QV'lerde 16 inç jant sunuluyor ve 1984 yılında ise çelik otomobillerde paslanmaya karşı koruma sağlanması amacıyla galvanizleme işlemine geçilerek son geliştirme yapılıyor. Yaklaşık 10 yıl piyasada kalan 308, 1985 yılında yerini 328'e bırakarak otomobil severlere veda ediyor. 

Sürüş bölümünden devam etmek için tıklayın.

Önünüzde sarı renkte, klasik bir Ferrari dursa ne yapardınız? Sabırsızlıkla sürmek için koltuğa yerleşmeye can atıyorsunuz fakat otomobil o kadar ilgi çekici ki onu incelemeden içine geçmeniz mümkün değil. O kadar kompakt ki, sanki büyümüş bir die-cast maket gibi önünüzde onun detaylarını keşfetmenizi bekliyor.

Kapıyı, kapının üstüne yerleştirilmiş C sütununa yakın bir kol ile açıyorsunuz. Minimal kabindeki alçak konumlandırılmış deri koltuğa poponuzu yerleştirdikten sonra, sağa ve sola hamlelerle gövdeyi hareket ettireceğiniz, Ferrari logolu 3 kollu spor direksiyon sizi karşılıyor. Belki de en can alıcı detay olan açık yollu vites kolu hemen elinizin altında duruyor. Göstergeler ve tuş takımları olabildiğince nostaljik ve sizi anında 70'li ve 80'li yılların havasına sokuyor. Güncel Ferrari'lerden çok daha farklı bir hava var içeride, herşey çok samimi ve bu da otomobille kaynaşmanızı kolaylaştırıyor.

Sürüş pozisyonu tipik bir ortadan motorlu gibi. Pedallar sağa doğru ofsetli yerleştirilmiş, görüş açıları kötü, koltuk olabildiğince alçak. Geride ve alçakta oturuyor olmanızın dışında görüş açılarının da iyi olmaması 308'i olduğundan daha egzotik gösteren, hissettiren bir detay. Ona bindiğiniz anda kendinizi çok farklı bir otomobile binmiş gibi hissediyorsunuz; aslında zaten farklı bir otomobildesiniz ama klasik Ferrari'lerde bile görebildiğiniz o harika sürüş pozisyonu gerçekten insana farklı hissettiriyor. Bunu bugüne kadar kullandığımız klasiklerde (Lotus Esprit hariç) pek de hissetmemiştik.

Hava güneşli ve (sonradan heyecandan kaybedeceğim) klasik Steve McQuenn gözlüklerimi taktığıma göre yola çıkmaya hazırız.

İlk olarak 3.0 litrelik V8 motoru çalıştırmamız gerekiyor. Öncelikle bu motorun İtalya'dan iki farklı ayarla çıktığını söyleyelim. Avrupa versiyonları 255 bg, ABD versiyonları ise 240 bg olarak üretilmiş. Ancak otoriteler, bu değerlerin iyimser olduğunu, gerçek değerlerin daha aşağıda bulunduğunu belirtiyorlar. Hatta ABD'deki emisyon kurallarını daha sıkı olması karşısında 78-79 modellerin daha da az güç ürettiğinden bahsetmiştik ki; kullandığımız otomobilin, kağıt üzerinde 240, reelde ise 205 bg güç ürettiği yönünde iddialar olduğunu gördük.Tabii zamanın getirdiği güç kayıpları ile muhtemelen 180-190 bg civarında bir otomobil kullanıyor olacağız ve bunu aklımızın bir ucunda tutmamız gerekiyor.

Evet, bu heyecanlı yolculuğa başlayalım artık! Motor, sonrasında gelen modellere göre daha sessiz ve sakin çalışıyor, özellikle silindir başına 5 subaplı modeller F355 ve 360 Modena ile kıyaslarsanız, sesin zayıf kaldığını söyleyebiliriz. Hatta beklediğimizden daha zayıf, pek de 8 silindiri andırmayan bir ses bizleri bekliyor. Bakalım, hidrolik olmayan direksiyon ve klimasız ortam bizi zorlayacak mı? 

Teknolojinin hızla ilerlemesi, eskiden lüks sayılan şeyleri standartımız haline getirdi. Gençlik dönemimde, Renault 9'unu yokuşa park etmeye çalışan arkadaşım Burcu'nun hidrolik olmayan direksiyonu çeviremediği için sinirden ağladığını hatırlıyorum ancak 308 umarım bana zor anlar yaşatmaz. Sarı bir Ferrari kullanıyorsanız, tüm gözler üzerinizde oluyor ve hata yapma şansınız da yok. Düşünsenize bir çok kişinin çocukluk yıllarının rüya otomobillerinden birini kullanıyorsunuz ve kolay bir dönemeci dönmek için üç manevra yapmanız gerekiyor. Gitti karizma!

Yola çıktığımda anlıyorum ki, bu o kadar da büyütülecek bir şey değilmiş, hatta direksiyonun tatlı sert tepkileri oldukça keyif de veriyormuş. Sadece düşük hızlarda biraz daha güç harcamanız gerekli fakat 30 yaşında bir erkek için bunlar üstesinden gelinmeyecek şeyler değil. Otomobili kullandığımız mevsim yazın sonlarıydı ve hava da oldukça sıcaktı ancak klimanın yokluğu da camlarımızın açılmasını ve mütevazi bir Ferrari senfonisini dinlemimizi sağladı. Aslında teknoloji bazı şeyleri daha kolay yapıyor ama daha güzel yapmıyor. Yumuşacık direksiyonlar şehir içinde manevrayı kolaylaştırırken, hissiyatın uçmasına neden oluyor, klimalar bizi soğuk ve steril tutarken, gerçek havayı solumamıza engel oluyor. Ferrari'yi kullanırken, daha fazla bir şeye ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsunuz. 

Motor devirlendikçe daha keyifli sesler almaya ve vitesi her değiştirmenizde klik-klak sesiyle daha da keyiflenmeye başlıyorsunuz. Debriyaj beklediğimden yumuşak ancak yine de vitesi her Ferrari'de olduğu gibi kesin bir hareketle değiştirmeniz gerekiyor. Günümüzde artık Ferrari'lerde bile manuel şanzıman kalmadığı için vites değiştirirken kulağa gelen 'klik' sesini duymak gerçekten çok keyif veriyor. Bu aslında daha önce kullandığımız Ferrari Testarossa'da da aynı şekildeydi. Zaten bu iki otomobilde bir takım benzerlikler olduğu gözümüze çarpıyor.

Motor tüm Ferrari modellerindeki gibi yüksek devirleri seven bir yapıda ve son derece kolay devirlenmesiyle dikkat çekiyor. Gerçi bu konuda özellikle 1975 model Porsche 911'in gerisinde kalıyor ama küçük Alman otomobilinin bu konuda sıradışı olduğunu zaten söylemiştik. 911 demişken, bu iki otomobilin birbirine rakip olduğunu söylemeye herhalde gerek yok değil mi? İki marka arasındaki ezeli rekabet daha o zamandan beri aynı şekilde devam ediyor. Fakat 911'in 308'e göre çok çok hızlı olduğunu söylemeliyiz ancak her zamanki gibi 308 egzotiklik ve az bulunurluk anlamında rakibinin kat kat önünde. Bunun yanında Porsche süspansiyon kalitesi, gaz tepkisi ve dinamizm anlamında Ferrari'yi geçmiş gibi görünüyor. 308 biraz daha hantal bir otomobil, performans elde etmek için daha çok uğraşmanız gerekiyor. Tutunma konusundaysa 308 daha güven verici bir yapıda; çünkü 911 hemen hemen her viraja yan girme konusundaki merakını sürücüsüyle paylaşıyor. Bu onu daha eğlenceli kılıyor elbet ama bu her sürücü için geçeli olmayabilir. 308 ise sürücüsü eğlenmek istediğinde ayak uyduran, süprizlere pek de açık bir otomobil değil. Keyifli olduğu doğru ama daha çok güvenli sularda yüzmeyi uygun görüyor.

Performans günümüz standartlarına göre etkileyici gelmiyor, yaklaşık 7 saniye olan 0-100 km/s hızlanma değeri sizi koltuğunuza yapıştırmıyor ama yüzünüzde gülümsemeye yol açıyor. Tabii 308'den beklediğimiz de bu değil aslında. Ferrari, hiç bir zaman 308'i yüksek performanslı modeli olarak görmedi, otomobili bu şekilde konumlandırmadı. O daha çok karizması ve görece diğer Ferrari'lere göre ulaşılabilir fiyatıyla öne çıkan bir otomobildi. Yine de 911 ile her şekilde kıyaslandığını ve karşılaştırmalı testlerde biraraya geldiğini söylemeliyiz.

14 inçlik küçük jantları kavrayan geniş yanaklı lastikler çukurları ve bozuk yolları güzel bir şekilde sönümlüyor ve 308'in bir süperspora kıyasla size konfor sağlamasına olanak veriyor. Süspansiyonlar çok sert değil ancak geribildirimi başarılı bir şekilde veriyorlar. Frenler aşırı güven vermemekle birlikte başarılı bir duruş mesafesi sunuyorlar. Yurtdışında bu otomobili günlük kullanacak olanların ilk yaptıkları modifikasyonlar da frenleri ve süspansiyonları geliştirmek oluyor.  

Ancak diğer klasiklerden farklı olarak, özellikle de Amerikanlardan farklı olarak 308 kullanırken sürücüsüne güven vermesini biliyor. Hatta yukarıdaki fotoğrafta görmüş olduğunuz gibi hareketler 308 ile rahat şekilde yapılabiliyor. Biliyorsunuz ki viraja girdiğinizde otomobil tutunacak, biliyorsunuz ki şasi beklenmedik hareketler yapmayacak. Bunun en önemli etkenlerinden biri verimli direksiyon. Evet, daha önce direksiyonun hidrolik destekli olmadığını söylemiştik, bu ağırlık olarak son derece dikkatli ayarlanmış (tatlı sert), hissiyat olaraksa 70'li yılların spor otomobillerinden beklemeyeceğiniz tarzda etkileşim kuran bir direksiyon sistemi. Kısa turlu olmasının yanında turunun da hızlı olması şasi üzerindeki hakimiyetinizi kolaylaştırıyor. Amerikanlardaki gibi uzun turlu, olabildiğince dönen direksiyondan burada eser yok. 308 her ne kadar çok güçlü olmasa da sürüş için üretildiğini her halinden belli ediyor. 

Yolda kullanırken elbette herkesin gözü üzerinizde oluyor, hatta "Magnum'un otomobili değil mi bu?" gibi sorularla karşılaşabiliyorsunuz. İşte o anda şu geliyor aklınıza: Ferrari öyle bir imaja sahip ki 308 sadece bir diziyle insanların hafızalarında unutulmazlar arasında yer alabiliyor. Az önce karşılaştırdığımız Porsche 911 ise kuşkusuz sayısız film ve dizide rol almış olsa da bu bir çok kişinin aklına bile gelmeyebiliyor.

İki farklı tarz, iki farklı efsane...

İzlenim bölümünden devam etmek için tıklayın.

Güneş batmaya başlıyor ve artık otomobili teslim etmemizin zamanı geldi. Müthiş keyifli bir günün ardından, artık gerçek dünyaya dönüyoruz. Ülkemizde çok nadir bulunan Ferrari 308'lerden 5-6 adet olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan çoğu kırmızı renkte, elimizdeki sarı dışında Özgörkey'in müzesinde bulunan füme renkte bir 308'in olduğunu biliyoruz. Otomobillerin belki de hepsi klasik statüsünde sonradan giriş yapmış.

Ferrari 308'ler Türkiye'de satışa çıktıklarında 140 ila 180 bin Euro arasında fiyat etiketleriyle ile alıcı bekliyorlar. Bu gerçekten ciddi bir rakam ve üzerinde düşünülmesi gereken bir karar olarak önümüze çıkıyor. Avrupa ve Amerika fiyatlarını incelediğimizde bundan 10 yıl öncesinde 20 ila 30 bin Euro civarında olan alınabilir rakam eşikleri oralarda da tırmanışa geçmiş ve bugünlerde 80 bin Euro'lardan bahsediliyor. Ülkemize giriş masraflarını (yüksek vergiler, taşıma vs) eklediğinizde bu fiyatların aşağısına satılmasını beklemek hata olur ancak bu fiyatlara alabileceğiniz süperspor otomobillere baktığınızda bana göre işin rengi değişiyor. 

Ferrari 308 çok güzel, çok özel bir klasik fakat aynı bütçe ile bir Ferrari F355 veya yarı bütçeyle bir Ferrari 360 Modena F1 alabiliyorsanız, her fikire saygı duymakla birlikte bende ciddi soru işaretleri oluşuyor. Gençlik döneminde bu otomobilin hayalini kuranlar belki de 308'i tercih edeceklerdir ancak benim yaş grubumdakilerin seçiminde 308'in mütevazi performans ve sürüş dinamiklerini ele alındığında farklı bir tablo ortaya çıkabilir.

Tabii bütçe dışında olaya bakacak olursak 308'in Ferrari açısından önemini görmezden gelemeyiz. Eğer 308 başarılı olmasaydı ardından gelen 348 ve 355 modelleri için gerekli altyapı oluşmayabilir, ortadan motorlu, 8 silindirli Ferrari'ler hiç bu kadar önemli otomobiller olmayabilirlerdi. Sadece bu yüzden bile 308 marka için çok kritik bir model olurken tarihteki yerini de sağlamlaştırmış oluyor.

Karizması, onu gördüğünüz anda 80'li yıllara sizi bir anda götürmesi, kapısının üzerindeki hava girişlerinin efsanevi 288 GTO modelinde kullanılması (sadece bu da değil, motor kaputu, farlar gibi diğer detayları da) onu farklı kılıyor. Evet belki performans olarak bekleneni veremiyor olabilir ama bize göre 308 farklı bir bakış açısından bakılmasını hak eden bir otomobil.

Ferrari 308 GTB fotoğraf galerisi için tıklayın.



Yazıyı değerlendir

Yorumlar

ilk yorum yapan siz olun.



Facebook