Shelby Mustang GT350 (1967)

  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 1
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 2
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 3
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 4
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 5
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 6
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 7
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 8
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 9
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 10
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 11
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 12
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 13
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 14
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 15
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 16
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 17
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 18
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 19
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 20
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 21
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 22
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 23
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 24
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 25
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 26
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 27
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 28
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 29
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 30
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 31
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 32
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 33
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 34
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 35
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 36
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 37
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 38
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 39
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 40
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 41
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 42
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 43
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 44
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 45
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 46
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 47
  • Shelby Mustang GT350 (1967) - Galeri 48
Teknik Özellikler
250.000 $
1175 adet
Motor:
289 cid. (4272 cc), V8 silindir, 16v, 306 [email protected] d/dak, 446 [email protected] d/dak
Performans:
7.1 sn 0-100 km/s, 15.3 sn 0-400 metre, 206 km/s Maksimum hız
Şanzıman:
4 ileri otomatik, arkadan çekiş
Boş Ağırlık:
1524 kg
Boyutlar U/G/Y:
4740 / 1801 / 1310 mm
Değerlendirme:

Bu testin Otoloji’de yayınlanması için otomobilini kullanmamıza izin veren Sayın Leon Kalma ve ElKlasik’e (www.elklasik.com) sonsuz teşekkürler...

Herşey 2010 yılındaki AutoShow fuarında klasik standından sessiz sedasız duran, yeşil renkli, o 67 Shelby GT500’ü görmemle başladı. Koşarak yanına gittim, diz çöktüm, gördüklerime inanamıyordum. Herkes birşeyler soruyordu, cevap vermedim. Etrafında döndüm, ona dokundum, hissetmeye çalıştım.

Sonra içine oturduğumda Carroll Shelby’nin imzasını gördüm ve gözyaşlarıma hakim olamadım. Dakikalarca içinde oturdum, ağladım. Sonrasında GT500’e bir mektup yazıp torpidosuna bıraktım.

Bu olay otomobillerin sahibiyle tanışmama ön ayak oldu ve Amerikan kullanma rüyalarım gerçekleşmeye başladı. Yine de bir gün Shelby GT350 kullanacağımı tahmin bile edemezdim. Nedeni kolay; herşeyden önce 67 Shelby GT350 çok az bulunan ve çok değerli bir otomobil. Az bulunduğu için çok pahalı ve neredeyse tamamı koleksiyonerlerin elinde. Günümüzde mükemmel durumda bir Shelby GT350 ya da GT500 ABD’de bile 250.000- 300.000 dolara satılabiliyor...

Amerikan sever herhangi birine en sevdiği üç otomobili sorarsanız mutlaka Shelby GT350 ya da GT500 diyecektir. Benim için de öyle, yıllardır onun hayallerini kurar, modellerini toplar, kitaplarını alır, yazıları, tarihini okur dururum. Özeldir 67 Shelby benim için, o Streed Rod 2’de ‘The King’in otomobilidir bir kere, o Eleanor’dur, o bir yarış otomobilidir, o zaferdir, o büyük bir mirastır...

Aslında Carroll Shelby öldüğünden beri onun anısına bir haber, araştırma hazırlamak istiyordum ama bunun içine kendisine ait bir otomobili koymadan olmazdı; olurdu ama eksik kalırdı. Shelby GT350’yi kullanabileceğimi öğrendikten sonra bu haber gerçek olmaya başlamıştı. Orijinal bir Shelby kullanacaktım! Hem de 67 model!

Sabah kalktığımda hâlâ onun orijinal olabileceğine inanmıyordum. Nasıl olabilirdi? Gerçekten Amerika’dan mı gelmişti? Ben onu kullanmaya mı gidiyordum? Evet rüya gibi ama hepsi gerçekti, birazdan Shelby GT350’nin direksiyonuna oturacaktım.

Levent’te, otomobilin durduğu garaja geldiğimizde tüm ekip çok heyecanlı. Hepimizin yüzü gülüyor, herkes bağıra çağıra konuşuyor. Bugün dört kişiyiz ama ekip giderek artacak gün içinde.

Kapalı otoparkın karanlığından içeri doğru giriyoruz. Öyle mi böyle mi derken GT350’nin burununu görmemizle bu haykırışlar sona eriyor, sessizlik hakim oluyor herkese.

Bu inanılmaz bir karizma. Gördüğünüz ilk anda bile ne kadar etkileyici olduğunu gösteren, duruşuyla dördümüzü susturup, tüylerimizi diken diken yapabilen bir otomobil.

Anahtarı alıyorum; herkes onu ilk çalıştıran olmak istiyor ama bu seromoniyi kimseye veremem, kusura bakmayın. Yavaşça kapısını açıyorum; arka tarafa hızlıca göz gezdirirken takla barına monte edilmiş dört noktadan bağlantılı emniyet kemerine gözüm ilişiyor. O muhteşem kokusunu içime çekiyorum; burası tarih, başarı, gurur kokuyor. Ardından torpidoya göz atıyorum ama hayır, Carroll Shelby’nin imzası burada yok. Biraz hayal kırıklığı yaşıyorum ama bu ahsap direksiyona elimi sürer sürmez kayboluyor.

Küçücük anahtarı yuvasına sokup gaz vermemle uyuyan bir dev uyanıyor sanki. Motor anında tepki veriyor dönen marş motoruna ve ... ve bu o kadar güzel bir ses ki birkaç saniye kendimden geçiyorum. Bu sesi duymamla gözlerim doluyor, ellerim titriyor. Shelby GT350 bu kadar duygulara hitap eden, motoru çalıştırdığınızda sersemleten, içinizi ürperten bir otomobil. Dahası neden Amerikan sevdiğimi hatırlatıyor bana çünkü çok ama çok ruhlu.

Bu diğer deneyimlediğim V8’lerden daha farklı, tok, güçlü, gürültülü ve rölantide bile seri duyulan bir ses. Sanırım bu farklılık alüminyum supap kapaklarından kaynaklanıyor. Bas tınıları biraz daha fazla olan, yüksek devirlerde NASCAR otomobillerinde duyduğunuz o kesintisiz kakofoniye sahip muhteşem, olağanüstü, gerçeküstü, kusursuz bir ses bu...

Büyük gaz pedalına biraz basıp V8’in kusursuz sesini tüm kapalı otoparka yayıyorum. Karbüratörde beklemiş benzin kokusu içeri sızıyor, arka duvardan çarpan ses adeta ciğerlerimi sökmek istiyor. ‘Yol için yarış otomobili’ dedikleri bu olsa gerek...

Otomatik şanzımanı ‘D’ konumuna getiriyorum ve yola çıkıyoruz. Çıkıyoruz ama hemen kenara çekip duruyorum ve otomobilden iniyorum. Sesini dışarıdan dinleyeceğim ve biraz bu anın tadını çıkartacağım.

İlk şoku atlatır atlatmaz yeniden direksiyona geçiyorum ama sizlere hemen sürüşünü anlatmayacağım, biraz tarihçesinden bahsetmek yerinde olacak.

1967, Mustang’ler için değişim yılıydı. Artık otomobiller daha büyümüş, güçlenmişti ve GT40’ın yarışlardaki başarısının getirdiği imajla daha sıkı bir duruş sergiliyorlardı. Shelby buna ayak uydurmasını bildi, LeMans 1966’yı kazanan 428 cid. motor seçeneğini hemen Shelby’lere yerleştirdi ve böylece GT500 opsiyonu ortaya çıkmış oldu. GT350, yani buradaki modelse küçük değişikliklerle devam ediyordu yoluna. 289 cid.’lik motorda yeni Mustang HiPo manifoldları kullanılmıştı. Bunun dışında direksiyon sistemi hızlandırıldı, süspansiyonlar daha tepkili hale getirildi ve fren sistemi elden geçirildi. Bu aynı zamanda bu efsanevi motorun kullanıldığı son yıl olduğu için belki de en değerli Shelby GT350 modellerindendi.

Kabindeki takla barı Caroll Shelby’nin fikriydi ve bu seri üretim bir otomobilde kullanılan ilk takla barıydı. Dört noktalı (günümüzdeki gibi değil, iki noktası aşağıdan, iki noktası da takla barına monte edilmiş ayrı bir kemerden geliyor) emniyet kemeri direkt olarak yarış otomobillerinden alınmış bir detaydı. Ne var ki Shelby’ler büyüyen boyutlardan dolayı artık 4 koltukluydu ve biraz daha lüks donanımlara sahiptiler. Mustang Deluxe kabini, ekstra ampermetre göstergesi kabindeki lükslük simgeleriydi.

Tasarım konusunda Carroll Shelby otomobillerini Mustang’lerden olabildiğince ayırmak için elinden geleni yapıyordu. Izgaraya monte edilmiş farlar, kaput mandalları, kapıların hemen arkasındaki hava girişleri ve hepsinden önemlisi C sütunundaki ızgaralar 67 Shelby’nin tasarım detaylarıydı. Arkada standart farların yerini Mercury Cougar’ın farları almıştı. Otomobilde ayrıca standart modellerde olmayan fiberglas parçalara da yer verilmişti. Motor kaputu, tamponlar bunlardan bazılarıydı ve üzerinde hava girişi olan tamponlar Mustang’den tam 10 cm daha uzundu. Bunun nedeni otomobilin oranlarını temelini aldığı Mustang’den uzaklaştırmaktı.

Izgaranın ortasındaki farların bazı 67’lerde ızgaranın iki tarafında olduğu görülür. Bunun nedeni ABD’nin çeşitli eyaletlerindeki güvenlik yasalarıydı. Öyle görünüyor ki bizim kullandığımız GT350 ‘güvenliğe’ takılmayan modellerden biriymiş.

1967’de sadece 1175 adet üretilen GT350’nin bu rengine Brittany Blue adı veriliyor ve VIN kodunda ‘Q’ harfiyle ifade ediliyor. GT350’ler 4 ileri otomatik (Ford C4) veya manuel şanzımanla alınabiliyorlardı. Manuel versiyonlarda Holley 715 cfm karbüratör, otomatiklerde, buradaki gibi Ford 595 cfm karbüratör bulunuyordu.

Testimizde yer alan örnekse torpido gözünden çıkan orijinal (!) 67 model Shelby GT350-500 el kitapçığının da gösterdiği gibi gerçekten orijinal bir Shelby ürünü. Bunu gördükten sonra ikna olduğumu söylemeliyim. Motor kaputunun sol tarafında yer alan Shelby VIN kodu plakası yerinden çıkartılmış ama hem ruhsatta hem de o plakanın altında silik şekilde okunan şasi numarasını incelediğimizde otomobilimizin Ford’un San Jose fabrikasında üretildiği, fastback gövdeye sahip, 289 cid 306 bg’lik motor ve otomatik şanzımanla donatıldığı bilgisine ulaştık. Demek oluyor ki otomobilimizin rengi, motoru ve şanzımanı tamamen orijinal. Keşke Shelby VIN koduna da ulaşabilseydik. Unutmadan bu GT350, San Jose fabrikasından çıkan 101281’inci Mustang’miş. Daha sonra Shelby atölyelerinde dönüşüme uğramış ve fastback bir Mustang’den GT350’ye dönüşmüş... 

Bu ilginç ve güzel bilgilerden sonra gelelim en merak edilen noktaya, yani sürüşe. Herşeyden önce GT350 gerçekten çevik bir otomobil, bunu söyleyebiliriz. Direksiyondan, gazdan gelen tepkilere anında cevap veriyor ve hafifletilmiş gövdesiyle rahat hareket ediyor.

Gaz tepkisi mükemmel. 67 model bir otomobilden bunu beklemiyordum ve çok şaşırdım. Eski usul gaz telli olan pedalın en küçük hareketi bile 289’a emir gönderiyor ve GT350 anında harekete geçiyor. Ayrıca gaz pedalının hareketi diğer Amerikan’lardaki gibi (sitedeki diğer modellere bakabilirsiniz) uzun ve sonsuz değil, daha kısa.

Direksiyonun 16:1 olan oranı yön değişimlerinde kendini gösteriyor. Küçük hareketlerle büyük yön değişiklikleri yapabiliyorsunuz. 66 Pontiac GTO’nun direksiyonunun yanında bu gerçekten hot hatch gibi hissettiriyor.

Motor o kadar tepkili ve canlı ki hiç vites değişikliğine gerek kalmıyor. Alt devirlerden itibaren gücünü hissettiriyor ve 5000 devirden sonra adeta kaputtan fırlayacakmış gibi enerjik hissettiriyor. Bu devirden sonra ses bambaşka bir hal alıyor, NASCAR vari gürültü kendini gösteriyor, titreşimler heryerden hissediliyor ve güç sadece arka lastiklere değil tüm otomobile yayılıyor gibi hissediyorsunuz. Sanki gizli, saklı kalan özelliklerini bize göstermek istiyor gibi. Bu, bu kesinlikle tarif edilmesi zor bir his... Bu ses, bu otomobil gerçekten bağımlılık yaratıyor... 289 cid, Windsor Ford V8’i bugünden sonra, kolaylıkla en çok sevdiğim Amerikan motorları kategorisinde birinci sıraya çıkıyor.

Shelby’nin modifiyeleriyle 306 bg güç üreten 289, GT350’yi 7.1 sn’de 100 km/s’ye ulaştırırken 15.3 sn’de 400 metreyi geride bırakmasını sağlıyordu.

Dört noktalı emniyet kemerini başlamak için önce alt tarafı takıyor, sonrasında kollarınızı her iki yandan geçirerek takla barına bağlı kısmı omuzlarıma oturtuyorum. Bu ilginç ama etkili bir sistem ayrıca kemer tokalarındaki Cobra amblemi neyi kullandığımı gösteren bir diğer güzel detay.

GTO’daki gibi GT350’de de solda tabanda bulunan düğmeye, ayağınızla bastığınızda ızgaraya yerleştirilen uzun farlar yanıyor. Ahşap direksiyonu kullanmak kolay, elinize batan bir kısmı yok ve turu sıkıntı yaratmıyor. Arkada bulunan kabin havalandırmalarını açıp kapatmak mümkün. Bu gerçekten de keyif aldığım bir diğer seremoniydi...

GT350’nin sürüşü beklediğimden daha sertti ve bu kesinlikle en çok sevdiğim özelliklerinden biri oldu. Diğer Amerikan örneklerindeki gibi sallana sallana yol almaması iyi çünkü kendinizi daha güvende hissediyorsunuz. Bu aynı zamanda viraja girmek konusunda beni cesaretlendiriyor. İlk uzun sağ virajda oldukça stabil olduğunu görüyorum. Aşırı gücüyle lastiklerini boşa çevirip arkadan kaymıyor, tersine arkası yere bastığı için daha iyi çekiş yakalayıp ok gibi viraj dışına doğru açılıyor. Onun bu isteğini geri çevirmeyip geniş alıyorum virajı. Bir sonraki dar sağda da önden kaymayarak bir kez daha şaşırtıyor. Tabii bu tip kullanımda direksiyonun tur sayısının fazla olması sıkıntı yaratıyor ama bunu çok takmıyorum.

Süspansiyonlar tatlı sert ayarlanmış. Normal sürüşte yeteri kadar yumuşak, performanslı kullanımda hayli sertler. Arka amortisörlerin önlerden daha sert olduğu gözlerden kaçmıyor. Arka araya gelen çukurları GTO ya da Corvette’teki gibi tereyağ gibi geçmiyorsunuz, ciddi anlamda bunları hissederek yol alıyorsunuz. Sanki çok büyük bir hot hatch kullanıyor gibiyim.

Sürüş anlamında Shelby’nin standart Mustang’e göre bu kadar farklı olabileceğini düşünmüyordum. Siz de onu sadece biraz modifiyeli bir Mustang olarak algıladıysanız, yanılıyorsunuz. Shelby, Mustang’lere sadece güç değil ruh da enjekte etmiş... 

Gazı diplediğinizde şanzıman vites düşürerek GT350’yi delirtiyor. Ama devir 3000’in altına düştüğünde bunu yapıyor. Bu devirin üzerinde daha çok tork kullanarak yol alıyorsunuz. Bu da çok keyifli çünkü düşük devirlerdeki ses de muhteşem. Kolay elde edilen güç ve kullanılabilir performans kavramları, anlaşılan Carroll Shelby’nin ana kriterleri arasındaymış. 

Bu arada dikiz aynasından görünen arka hava girişi mükemmel bir detay olarak notlardaki yerini alıyor ve aklıma ‘Gone in 60 Seconds’ filmindeki ayna kırma sahnesi geliyor...

Sahi orijinal bir Shelby GT350’nin fiyatı ne kadar dediğinizi duyar gibiyim. Şimdilik tam net değil ama en az 250.000 dolara satılması öngörülüyor...

Her zaman dediğim gibi onları kullandıktan sonra ayrılmak çok ama çok zor oluyor. Özellikle GT350 ile geçirdiğimiz zaman, aldığımız keyif sonrasında bu işkence gibi.

Tüm otomobil severler tarafından ‘Eleanor’ olarak bilinen bu efsanevi otomobili kullanmış olmak çok çok özel bir his. 1967 Shelby GT350’yi bırakın kullanmayı, isteseniz yolda bile göremezsiniz, hatta tüm hayatınız boyunca orijinal bir tane göremeyeceğinize bahse girerim.

Bu inanılmaz makineyi tekrar kullanmaya geleceğim. Şimdilik hoşçakal dostum, yakında yine görüşeceğiz, emin olabilirsin...

Gün sonunda hepimizin dilinde ‘inanılmazdı’, ‘tek kelimeyle olağanüstü’, ‘böyle bir ses olamaz’ gibi tanımlamalar dolaşıyor. Tüm gençliğini Amerikan’larla geçirmiş, bana Amerikan sevgisini aşılayan babam, ‘bana en güzel doğum günü hediyemi verdin oğlum’ diyor. GT350 ile geçirdiğimiz bugün hepimizin hayatının en güzel günlerinden biriydi gerçekten...

Güzel bir insanın, rüyalarının peşinden koşması sonucu ortaya çıkmış, tam bir hayal ürünü GT350. Gerçek olamayacak kadar karizmatik, kullanılamayacak kadar değerli. Bu yol yarışçısı, bugüne kadar kullandığım en nadide ve değerli otomobildi. Gerek tarihi, gerek ortaya çıkış nedeni, gerekse yarış otomobili karakteri onu çok ama çok farklı kılıyor diğer Amerikanlardan. Bu otomobili mutlaka ama mutlaka kullanmalısınız...

Böylesine bir mirası bizlere bıraktığı için Carroll Shelby’e bir kez daha teşekkür etmemim bir sakıncası yoktur herhalde... Teşekkürler Carroll Shelby; herşey için, güzel otomobiller, zaferler, Cobra’lar, GT350’ler, GT500’ler, King of The Road’lar, SuperSnake’ler ve adını burada anmayı unuttuğumuz diğer güzellikler için...

Seni özleyeceğiz...

Yazıyı değerlendir

Yorumlar

ilk yorum yapan siz olun.



Facebook