Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966)

  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 1
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 2
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 3
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 4
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 5
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 6
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 7
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 8
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 9
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 10
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 11
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 12
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 13
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 14
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 15
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 16
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 17
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 18
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 19
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 20
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 21
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 22
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 23
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 24
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 25
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 26
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 27
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 28
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 29
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 30
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 31
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 32
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 33
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 34
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 35
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 36
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 37
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 38
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 39
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 40
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 41
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 42
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 43
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 44
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 45
  • Chevrolet Corvette Sting Ray 327 cid. (1966) - Galeri 46
Teknik Özellikler
125.000 $
27.720 adet (9.958 Coupe, 17.762 Convertible)
Motor:
327 cid, V8 silindir, 16v, 350 [email protected] d/dak, 488 [email protected] d/dak
Performans:
6.3 sn 0-100 km/s hızlanma, 14.4 sn 0-400 metre, 233 km/s Maksimum hız
Şanzıman:
4 ileri manuel, arkadan çekiş
Boş Ağırlık:
1443 kg

Bu testin Otoloji’de yayınlanması için otomobilini kullanmamıza izin veren Sayın Leon Kalma ve ElKlasik’e (www.elklasik.com), fotoğraf çekimimiz için bizlere izin veren Çırağan Palace Kempinski İstanbul yönetimine sonsuz teşekkürler...

Yıl 2000, Champ Elysees, Paris

Paris’in meşhur caddesinde tam anlamıyla ‘boş boş’ dolaşırken ilk kez görmüştüm onu. Caddenin karşı kaldırımına yanaştı yavaşça, önünde duran İtalyan’a bir bakış attı ve kendinden emin şekilde yolun kenarında durup üzerini çıkardı. Bu görüntü karşısında Testarossa bile şaşırmıştı. Bir anda tüm bakışlar ona döndü, beyaz giysilerinin altından çıkan kırmızı koltukları Paris’in batan güneşi altında hardal rengine dönüyor, gövdesi üzerinde kırılan ışıklar, tamponlarındaki kromlardan yansıyıp içinizi ısıtıyordu. Bir porno yıldızı sokakta striptiz yapıyor gibiydi.

Mükemmel bir görüntüydü, orada bir Ferrari Testarossa’nın arkasında 1965 model Corvette Sting Ray Convertible duruyordu ve hiç abartmıyorum, Champ Elysees’deki herkes ama herkes bu ilginç ikilinin yanına gitmek için birbiriyle yarışıyordu.

Orada dakikalarca, belki saatlerce durdum; düşündüm: ‘Ne zaman bir C2 Corvette görebilecektim bir daha, Türkiye’de var mıydı, varsa neredeydi, nasıl durumdaydı, değeri biliniyor muydu?’

Bu eşsiz görüntüyü sonsuza kadar aklıma kazırken, Sting Ray, Testa ile birlikte hareket etti ve trafiğin içinde gözden kayboldu...

O yıldan sonra C2 Corvette’i İstanbul’da bir otomobil müzesinde görmüştüm ama demek istediğim bu değildi, yollarda ne zaman göreceğim asıl merak konusuydu. Otoloji’de daha önce okuduğunuz Ford Mustang çekimlerini yaptığımız gün, Elklasik showroom’unda gözümüze kestirdiğimiz ’66 Corvette Coupe, tam 11 yıl önceki o inanılmaz görüntüyü tamamlayacak otomobil olabilirdi. Çünkü Ferrari Testarossa’yı da kullanmış, Otoloji olarak izlenimlerimizi sizlere aktarmıştık.

Yıl 2011, Levent, İstanbul

Sabahın erken saatlerinde Levent’teki garajdan otomobili teslim almaya geliyoruz. Çok heyecanlıyız çünkü fotoğrafları aracın mükemmel durumda olduğunu gösteriyordu. Kat otoparkına girdiğimizde otomobilin alt katta olduğunu öğreniyoruz ve inmeye başlıyoruz. Karanlık otoparkın eksi üçüncü katına iner inmez mavi renkli Vette karşımıza çıkıyor. O anda etrafı sessizlik kaplıyor, tüm konuşmalar sona eriyor.

Üçümüzde ağzımız açık şekilde ona bakıyoruz. Bakıyoruz çünkü bu kadarını beklemiyorduk. Vette’imiz tek kelimeyle olağanüstü görünüyor. Birkaç dakikalık bu şaşkınlık durumu fotoğrafçılarımızdan Murat’ın şu sözleriyle son buluyor: ‘Bu nasıl bir şey böyle...’

Gerçekten karşımızda sanki bir otomobil değilde bir heykel var gibi. Mükemmel detaylar, kusursuz bir akıcılık, insanüstü bir tasarım çalışması bu. Bundan etkilenmemek için duvarlardaki beton gibi olmalısınız.

Yola çıkmaya hazırlanıyoruz; bu sefer Paris’te değiliz ama Corvette’in karizması Champ Elysees gibi mekanlara alışık olduğu için biz de onun bundan aşağı kalmasını istemiyoruz ve onu Çırağan Sarayı’nda, bir Cuma sabahı kahvaltısına götürmeye karar veriyoruz. Boğaz manzaralı bu birlikteliğin çok ama çok keyifli, prestijli, dikkat çekici ve tabii ki unutulmaz olduğunu söylemeye gerek bile yok herhalde değil mi?

Şimdilik, yola çıkmaya hazırlanırken siz de onun tarihçesine bir göz atın isterseniz.

1966 Chevrolet Corvette Sting Ray sizlerle... 

C2 olarak adlandırılan bu gövde tipi 1963’te kullanılmaya başlandı. Harley Earl’ün orijinal Corvette tasarımının üzerinden tam 10 yıl geçmiş, artık köklü bir değişimin zamanı gelmişti.

Bunun farkında olan Corvette tasarımcıları ve mühendislerinden Ed Cole, Larry Shinoda, Zora Arkus Duntov, Bill Mitchell ve diğerleri otomobili geliştirip daha geniş bir kitleye hitap etmesi üzerine odaklandılar.

Sonuç olarak Chevrolet’nin, 1957 yılındaki Stingray konseptinden ilham alan Mako Shark I konseptinden yola çıkarak bu etkileyici görüntüyü elde ettiler. 1963’te ilk ortaya çıkan C2, coupe ve convertible olarak lanse edilmişti ve coupe versiyonu, belki de otomobil tarihinin en ilginç öğelerinden biri olan ‘ayrık arka cam’ tasarımına sahipti. Ancak bu, güvenlik nedeniyle bir sonraki yıl iptal edildi ve ’63 Sting Ray, Corvette’in en az bulunan modellerinden biri olarak tarihe geçti. 63 yılında Corvette, artık sadece iki kişilik bir otomobil değil, kısmen arka koltuklara sahip olan, daha geniş kitlelere hitap eden gerçek bir spor otomobile dönüşmüştü.

C2, 63’ten 67 yılının sonuna kadar üretildi ve her model yılında küçük değişikliklere sahip oldu. 1966, aslında C2 için düşünülen son seneydi ve bu yüzden en önemli model yılıydı. Fakat, C3’ün gelişimi geciktiği için C2’yi bir yıl daha üretmek zorunda kaldılar.

1966 model yılına Corvette, küçük gövde değişiklikleriyle girdi: Yenilenen ön ızgara, C sütunu üzerindeki havalandırma deliklerinin iptal edilmesi, yeni Sting Ray logosu, önceki yıllarda Italic olan Corvette logosunun düz hale gelmesi, sadece 66 model yılına mahsus olmak üzere bu logunun motor kaputu üzerinde yer alması ve geri vites lambalarının beyaz renkli olması gibi detaylar 65 ile 66’yı birbirinden ayırıyordu.

Chevrolet, 1966’da Corvette’de iki küçük blok ve iki de büyük blok olmak üzere dört motor seçeneği kullanmıştı: Küçük blok 327 cid (5.4 lt) hacminde, 300 ile 350 bg güç üretirken, büyük bloksa 427 cid (7.0 lt) hacmiyle 390 ve 425 bg gücündeydi. 427, bir Corvette’de kullanılan en büyük motordu.

1966 modelin bir diğer özelliğiyse yakıt enjeksiyonu opsiyonunun iptal edilen ilk yıl olmasıydı. Bunun nedeni enjeksiyon sisteminin hem daha pahalı, hem 396 cid karbüratörlü motora göre daha güçsüz olması hem de az olan satış rakamlarıydı.

1965’te yapılan bir araştırmaya göre Corvette alıcıları yavaş yavaş ikiye ayrılmaya başlamıştı: İlk grup biraz daha Avrupai düşünenler; ki bu kullanıcı kitlesi güçlü frenler, iyi yol tutuş, yüksek devirli motor ve Jaguar kalitesinde kabin arıyorlardı. Diğeriyse sokak yarışçılarıydı; bu kesim daha çok krom, düz yol performansı ve büyük hacim ihtiyacındaydı. Corvette 65’ten sonra her iki kesime de hitap eden bir otomobil haline geldi ve 1966’da satış rakamları 27.720 ile bir önceki yıla nazaran 4200 adet arttı. 

Bir sonraki yıla da küçük tasarım değişiklikleriyle giren C2, yerini 1968’de C3’e bırakırken Sting Ray ismi artık tek kelimeli bir ad olmuş, ‘Stingray’ olarak anılmaya başlanmıştı bile...

Bu ultra karizmatik makinenin, bırakın kullanmayı, içine bile oturmak çok ama çok özel hissettiriyor inanın.

Bunun nedeni tavanın üzerine doğru taşan kapılar, bagaj kapağından yoksun arka tasarım gibi ilginç detaylarla donatılmış bir otomobil olması. Bu tip özellikleriyle C2 Corvette, Amerikan severler için çok farklı bir noktadadır.

Küçük anahtarı yuvasına sokuyorum, vitesi boşa alıyorum ve anahtarı döndürmemle V8 gürlemeye başlıyor. Yüzümde bir gülümseme. Ses ilginç, kabine çok yansımıyor. Gaz pedalına basınca asıl tınısını vermeye başlıyor. Rölantide oldukça sessiz, düzenli ve sağlıklı çalışıyor.

Kullanacağımız örnek tam anlamıyla mükemmel durumda. 327 cid. küçük blok V8 motorun 350 bg gücündeki versiyonuna sahip ve 4 ileri manuel şanzıman barındırıyor içerisinde. Daha önceki Amerikan deneyimlerimin hepsi otomatik olduğu için açıkçası biraz tedirginim çünkü Amerikan’ların çok ağır debriyajlara sahip olduğunu duymuş, duymaktan çok görmüştüm.


Ancak bu endişem pedala basmamla sona eriyor çünkü debriyajın ağırlığı standart bir otomobilden çok da farklı değil. Vitesi bire takıyo... takıyo... takamıyorum... Nedenini küçük bir denemeden sonra anlıyorum: Birinci vitese geçirmek için bildiğiniz ‘vites kolunu sola çek, ileri it’ hareketini yapmıyorsunuz çünkü vites kolunun üzerindeki mandalı çekip bu hareketi yapınca geri vitese geçiyorsunuz. Birinci vitese geçmek içinse vites kolu boştayken sadece ileri itiyorsunuz veee işte bu kadar!

Vites geçişleri biraz zor. Ferrari’deki gibi fiziksel değil, sadece debriyaja bakarak kolay geçeceğini düşündüğünüzde biraz zorlanabilirsiniz. Hızlı vites geçirmek epey zor bir uğraş.

Direksiyon inanılmaz hafif, hidrolik destek o yıllarda opsiyon olarak alınabilen bir donanımmış ve bunu satın aldığınızda direksiyon oranı 19.6:1’den 17.1:1’e, tur sayısı da 3.4’ten 2.9’a iniyormuş. Bunun yararını görüyorsunuz, tur sayısının az olması bu büyük otomobili kullanmayı kolaylaştıran bir faktör. Tabii tepki anlamında günümüz otomobilleriyle kıyaslanamaz ama daha önceki klasiklerimiz olan Challenger’dan daha iyi, Mustang’e de yakın bir durumda. Zaman zaman Mustang’den bile iyi hissettirdi diyebilirim. Sadece yol üzerindeki bozuk zeminlerden geçtiğinde gövde sallandığı için direksiyonla küçük hareketler yapmak zorunda kalıyorsunuz hepsi bu.

Söz Mustang’den açılmışken; Corvette, Ford’a göre çok daha konforlu ve rahat bir otomobil ama ilginç bir şekilda daha hafif olmasına rağmen Vette’de Stang’in çevikliğinden eser yok. Kabin daha geniş, süspansiyonlar daha yumuşak ve Duntov’un tasarladığı bağımsız arka süspansiyon sistemi nedeniyle sürüş daha akıcı. Sabit aksa göre daha hafif olan bu sistem, ağırlığın azaltılmasında büyük rol oynamış, Corvette’in zamanındaki otomobillere göre çok daha iyi yol tutmasını sağlamış. Çukurlar, tümsekler ve zemin bozuklukları Corvette’i hiç mi hiç etkilemiyor, yumuşak ayarlarıyla bunların üzerinden akarcasına geçiyor Vette.

Yumuşak olduğu için gövdesinin hareketi oldukça fazla ve önden kaymayı seven bir yapıda. Dört lastikte disk fren olsa da fren dozajını doğru şekilde yapmak zor. Gaz pedalı her zamanki gibi upuzun bir harekete sahip ama tepkisi şaşırtıcı derecede iyi ve biraz sert, ayağınız gazla biraz fazla temas ederse, ince arka lastiklerin hemen boşa dönmesi an meselesi. Tüm bunlara rağmen manuel şanzımanı ve üretildiği yıla göre ultra rafine olan sürüş karakteri nedeniyle çok çok keyifli bir deneyim sunuyor.

327 cid (5.4 lt), V8 motora alt devirlerde çok yumuşak karakterli ve asıl potansiyelini üst devirlerde gösteriyor. Mach1’deki gibi ölümcül bir hızlanma yok ama 400 metreyi 14 saniyede geçebilen bir potansiyel hiç de fena değil.

Sting Ray’in asıl ilginç yönü kullanımı zor bir otomobil olması. Bunun nedenini tam olarak çözemedim, belki az bulunduğu için tedirgin etmesinden, belki manuel şanzımanlı olmasından, belki de gerçek anlamda hiçbir şey göremediğiniz C sütunu (aslında C sütunu yok) ve sağ aynasının eksikliğinden dolayı böyle hissettiriyordur. Ne olursa olsun, yol üzerinde konumlandırması zor, kullanımı Mustang ve Challanger’a göre çok daha stresli bir otomobil.

Bir diğer enterasan özelliği de bagaj kapağının yokluğu yüzünden (tasarımdan feragat etmemişler) eşyalarınızı arka koltukların arkasına atarak bagaj bölmesine koyuyor olmanız. GM arka tarafla fazlasıyla uğraşmış; normalde arkada koltuk görünmüyor, sadece sırtınızı dayayacağınız küçük destekler var ama tabandan açılan bir kapak, burada ayak koyacağınız yerlerin oluşmasını sağlıyor ve bu şekilde pek de rahat olmayacak biçimde oturabiliyorsunuz. Arka cam alçak olduğu için başınızı cama çarpma ihtimaliniz yüksek. Kabin bir önceki nesildeki gibi simetrik tasarıma sahip ve birçok krom düğme göze çarpıyor. Üç kollu ahşap direksiyon büyük ve heybetli görünüyor. Orta konsoldaki saat ve etrafındaki dört kontrol düğmesinin görüntüsü çok karizmatik. Burada ses sistemi ve havalandırmaları kontrol edebiliyorsunuz.

Dedim ya çok orijinal ve özel bir otomobil diye, bunu her yerinde hissettiriyor Sting Ray. Bu otomobil sanki moralinizi düzeltmek için yapılmış gibi. Sürücüsünü saran kabini, oyunu kendi kurallarına göre oynayan yapısı ve yılının çok ötesindeki özellikleriyle çok sıradışı bir karakter. Onun içinde kendinizi kötü hissetme şansınız yok...

Corvette, hiçbir zaman bir Muscle Car olarak değil, her zaman Amerika’nın orijinal spor otomobili olarak anıldı ve bunun nedenini kullandığınızda anlıyorsunuz. Her özelliğiyle farklı, geniş kitlelerin ihtiyaçlarına cevap verebilen, muscle car performansıyla GT konforunu birarada sunabilen farklı bir kimyaya sahip.

Onu hayatımın sonuna kadar kullanabilirim ama bugünlük ne yazık ki bu kadarla yetinmek zorundayım...

Bir kez daha ayrılık geldi çattı işte... Klasik konularımızın en zor kısmı bu oluyor, gerçekten, özellikle de Sting Ray’den ayrılmamız son derece zor oldu diyebilirim.

Çırağan’daki buluşmamızdan çok memnun kaldığını anlayabiliyorum. Bu güzel, güneşli, açık havada Amerikan otomobil endüstrisinin belki de en sıradışı örneklerinden biriyle olmanın, onu bu şekilde deneyimlemenin değeri paha biçilmezdi.Klasik arşivime bir unutulmaz otomobil daha katarken, aklımda bugün ‘The King’in (Street Rod 1) otomobilini kullandım sesleri yankılanıyor.

Belki bundan, belki Sting Ray’in bu kadar erişilmez olmasından, belki de bir sarayın bahçesinde olduğumuzdandır, ben de kendimi kral gibi hissediyorum.

Sadece bir günlüğüne de olsa böyle hissettirdiğin için teşekkürler Sting Ray. Bir dahaki görüşmemiz 11 yıl sonra ve dünyanın bir ucunda olmayacak, emin olabilirsin...

Yazıyı değerlendir

Yorumlar

  • 2011-12-14 00:00:00 Mehmet Sarıoğlu

    Muhteşem bir otomobile çok duygulu ve hakkını veren bir yaklaşım. Klasik sevginiz her satırda kendini gösteriyor. Coşkunuzu ve çalışmanızı kutlarım




Facebook