Ford Focus Sedan 1.5 EcoBlue Titanium Otomatik test sürüşü

Teknik Özellikler
Kaliteli ve geniş kabin- Oldukça iyi yol tutuş- Gelişmiş teknoloji
Gaz pedalı kısa- Tasarım herkese hitap etmiyor
163.800 TL
Motor:
1500 cc, 4 silindirli, turbodizel, 120 [email protected] d/dak, 300 [email protected] d/dak.
Performans:
10.2 sn 0-100 km/s hızlanma, 193 km/s maksimum hız
Şanzıman:
8 ileri otomatik, önden çekiş
Ortalama tüketim:
4.4 lt/100 km ortalama tüketim, 116 gr/km CO2 emisyonu
Boş Ağırlık:
1394 kg
Güç/ağırlık oranı:
Ton başına 86 bg
Boyutlar U/G/Y:
4647/1825/1454 mm
Değerlendirme:

Yeni Focus, sedan gövdesi, dizel motor-otomatik şanzıman kombinasyonuyla test konuğumuz oldu.

Yazı: Mehmet Kara

Ford, Focus’un 20’nci üretiliş yıldönümünü olan 2018’de dördüncü nesili tanıtarak hem Focus’u kutlamış hem de artık yaşını hissettiren otomobili yenilemiş oldu. Ford’un son yıllardaki Avrupa’daki en önemli modeli olan Focus üzerinde ciddi çalışma yapıldı ve otomobil tamamen sıfırdan başlayarak ortaya çıktı.

Ford’un Focus projesi üzerine ne kadar sıkı çalıştığı üzerince duracak olursak; Saarlouis, Almanya’daki fabrikaya 600 milyon Euro’luk yatırımdan bahsetmek yeterli olacaktır. Ayrıca Focus’un 1998’de piyasaya çıktığından beri toplam 16 milyon adet sattığını söylemekte fayda var. Bunun 7 milyonu sadece Avrupa’da satıldı…

Tabii böylesine popüler ve sevilen bir modeli tamamen yeniden tasarlamak kolay iş değil. Özellikle de giderek artan ve herkesin sevgilisi haline gelen SUV çılgınlığı yaşanırken bunu yapabilmek, zor olmaktan da öte artık riskli olarak bile nitelendirilebilir. Yine de Ford gibi bazı markaların SUV’lerdense bu tip daha bilindik, ve sürüş keyfinin ne olduğunu unutmadıklarını gösteren modeller tanıttıklarını görmek güzel. Dikkat ettiyseniz sürüş keyfi ve Focus ibarelerini hâlâ aynı cümle içerisinde, hiç düşünmeden kullanabiliyoruz. Focus ilk çıktığı günden beri bu konu üzerine odaklanıyor, bunun da ötesinde bu konuda sınıfında rakipsiz denebilecek seviyeye geldi.

Bakalım bu kilit özellik Focus’un hâlâ ‘odak’ noktasında mı yoksa 20 yıl Focus için bile bazı şeylerin değiştiğini mi gösteriyor?

Yeni Focus’u, Türkiye için özel olarak üretilen sedan gövde seçeneği ve dizel-otomatik birlikteliğiyle kullanıyoruz.

Yeni Focus, Ford’un tamamen yeni C2 platformunun kullanıldığı ilk model. Tüm global modellerde yer alması için geliştirilen bu platform, modüler olmasının yanında yakın zamanda üretilecek diğer Ford modellerinde de kullanılacak.

Platformun en büyük özelliği eski modele göre daha fazla yüksek mukavemetli çelik ve alüminyum kullanılması. Özellikle de süspansiyonda alüminyuma yer verilmesi Ford tarafından “sürüş keyfinin arttırılması için yer verildi” şeklinde açıklanıyor. Süspansiyon demişken, bu C2 platformunda arkada torsiyon çubuğu tasarımı kullanılıyor ama 1.5 litrelik benzinli modeli (ve Türkiye’de yer almayan 2.0 litrelik dizeli) aldığınızda yine bağımsız süspansiyon alıyorsunuz.

Ford torsiyon çubuğunun üzerinde epey çalıştığını açıklıyor. Hatta otomobilin sürüş konforunun arttığını bile söylüyor. Bunu ‘Sürüş’ sekmesinde detaylı şekilde irdeleyeceğiz ama kağıt üzerinde eski modele göre daha geleneksel bir tasarıma yer verildiğini söylemeliyiz.

Focus genel tasarım olarak markanın ‘human-centric’ (insan odaklı) tasarım felsefesini kullanıyor. Bu tasarım dilinin ana noktalarından biri fonksiyonel ve müşteri odaklı özelliklere sahip olması. Ford Avrupa’nın tasarım direktörü Amko Leenarts bu tasarım diliyle ilgili şunları söylüyor: “Tamamen yeni Focus’un, müşterilerimizin aşık oldukları bir ürün olması için çalıştık. Hem içeride hem de dışarıda insanlarla makinelerin bu ilişkisini koruyacak ve akıllarında kalacak anlara sahip olacakları bir felsefe benimsedik.”

Aşık olup olmadığınızı bilmemiz imkansız ama yeni Focus’un dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Bir önceki nesil ilk çıktığı yıllarda özellikle tasarım anlamında eleştirilmiş bir modeldi. Yeni modelse daha temiz hatlara sahipken aerodinamik anlamda da daha verimli bir yapıda.

Ford A sütunlarını olabildiğince geriye çekerek daha dengeli bir oran yakalamış. Bu sayede ön çamurluklar daha akıcı bir hale getirilirken motor kaputu olabildiğince uzatılmış. C sütunu tam olarak arka lastiklerin üzerinde yer alırken bu otomobile daha sportif bir hava katıyor. Ancak arka kısım için aynı şeyleri söyleyemeyeceğiz. Bagaj kısmı biraz fazla uzun görünüyor ve otomobile bir şekilde hantal bir hava katıyor.

Yeni platform aks mesafesinin 53 mm artmasını sağlarken 2701 mm ile sınıf standartları içinde yer alıyor. Önceki nesil Focus sedan 4538 mm ile yeni modelden tam 109 mm kısa bir yapıda, bu da otomobilin boyutlarında ciddi bir artış olduğunun göstergesi. Yeni modelde yükseklik 15 mm alçalırken 1454 mm’ye inmiş, genişlik de 32 mm daralarak 1825 mm olmuş. Boyutlar artarken boş ağırlığın 88 kg gibi ciddi bir oranda hafiflemesi Ford’un büyük bir başarısı olarak yorumlanabilir. Bu ağırlığın 33 kg’ı şasiden atılmış; bunun nedeni olaraksa daha yüksek oranda kullanılmaya başlanan yüksek mukavemetli çelik ve süspansiyon sisteminde yer verilen alüminyumu gösterebiliriz. Şasi dışında gövde panellerinden 25 kg, kabinden 17 kg, motor ve şanzıman 6 kg, elektrik altyapısındansa 7 kg hafiflik sağlanmış.

Daha önce yüzlerce kez söylediğimiz gibi tasarım kişilerin zevkine göre değişen bir şey. Bize göre yeni Focus eskisine göre çok daha yalın, sade ve uyumlu görünüyor. Yalnızca sedan gövdesi favori Focus’umuz değil tasarım anlamında...

Önceki nesil Focus’u kullandıysanız biliyorsunuzdur, o otomobil kabin genişliği konusunda sınıfta kalan bir modeldi. Bu yüzden Ford’un özellikle bu konuya bu kadar önem verdiğini görmek güzel.

105 mm artan uzunluğun yanında aks mesafesine 53 mm verilmesi yapılan bu değişikliğin odak noktasında genişlik ve pratiklik olduğunu gösteriyor. Otomobile ilk oturduğunuz anda bile bunu anlayabiliyorsunuz, önde ciddi şekilde omuz ve baş mesafesi yer alırken, arka tarafta da benzer bir durum söz konusu. Hatta fazlasıyla geniş ve ferahlık veren cam tavan bile bu durumu sekteye uğratmıyor. Cam tavan demişken, bunun 8500 TL’lik bir opsiyon olduğunu söylemeliyiz.

Sadece genişlik değil, ergonomi de ele alınmış. Önceki nesilde orta konsolda bolca düğme yer aldığını ve bunun kullanımı nasıl olumsuz etkilediğini hatırlıyorsanız yeni Focus’da sizlere güzel haberlerimiz var. Ford bu sorunun önüne geçebilmek için çok net ve açık bir tasarıma başvurmuş. Konsolun üzerinde konumlandırılan ekran birçok fonksiyonu barındırırken kullanım kolaylığı da sağlıyor. Ekranın dokunmatik hassasiyeti iyi ama çalışma hızı yavaş kalabiliyor; bu ekranı Fiesta’dan da tanıyoruz.

Direksiyonun üzerindeki düğmelerin konumu ve fonksiyonları üzerine de ciddi şekilde vakit harcandığını hissedebiliyorsunuz. Sürüş esnasında hangi butonun ne işe yaradığını çok düşünmeden kullanabiliyorsunuz, herşeyin kontrolü oldukça basit şekilde yapılabiliyor. Havalandırma kontrollerinin pozisyonu ve yerleşimi de dikkat çekici.

Yeni modelin artan boyutları kabine de olumlu yansımış elbet: Önde ekstra 10 mm omuz mesafesi, 15 mm diz mesafesi elde edilirken, arkada 70 mm’lik ekstra diz mesafesinin nedeni aks aralığının fazlasıyla genişlemesi. Bununla birlikte bagaj hacmi de 90 litre artarak 511 litreye ulaşmış.

Ön tarafta oturduğunuz sürece işçilik ve malzeme kalitesinde bir sorunla karşılaşmıyorsunuz. Krom kaplı malzemeler (Titanium paketinde geliyor, diğer paketlerde kabinde farklı malzemeler kullanılıyor) kalite hissiyatını arttırırken, kokpit kısmında yumuşak plastik kullanıldığı gözlerden kaçmıyor.

Ne var ki arkaya geçtiğiniz sanki başka bir otomobile binmiş gibi hissedebilirsiniz. Kapı içlerinde yer verilen ucuz görünümlü plastikleri bu otomobile yakıştıramadık. Ayrıca yine kapı içindeki hoparlör kapakları her an kopacakmış gibi hareket ediyor ve gerçekten çok çok ucuz bir hissiyat oluşturuyor. Ancak şunu söylemek gerek; Focus’un sedan gövdesi sadece Türkiye için üretiliyor. Dolayısıyla kalite konusunda bu gibi noktalardaki zayıflıklar sadece bu modele özgü olabilir, tabii bu sadece bir yorum. Hatchback modeli kullandığımızda buna kesin bir cevap verebiliriz diye düşünüyoruz.

Kabinin bir diğer olumlu özelliği eşya koyma alanlarına bolca yer verilmesi. Direksiyonun sol alt kısmında bir göz bulunurken, kol dayamanın içerisi oldukça geniş tutulmuş. Bu kısmın hemen önünde, düz ve cep telefonunuz için özel tasarlanmış gibi duran bir bölme yer alırken, vites topuzunun tuşlarla çözülmüş olması orta kısmın da bu amaca hizmet etmesini sağlıyor. Kapı içlerine 500 ml’lik su şişeleri bile kolayca sığabiliyor, su severlere duyurulur.

Eğer otomobilinizde yüksek sesle müzik dinlemeyi seviyorsanız o halde Focus alırken mutlaka Bang & Olufsen ses sistemini tercih edin. 675 Watt gücündeki sistem 10 hoparlörle geliyor ve gerçekten çok ama çok tatmin edici bir deneyim sunuyor.

Kısacası yeni Focus’un kabini gerek genişlik, gerek kullanım gerekse kalite anlamında beklenenin ötesinde diyebiliriz. Yer yer kalite sıkıntılarını saymazsak Ford’un çok çok iyi bir iş çıkarttığını söyleyebiliriz.

Focus ülkemizde iki benzinli ve bir dizel motorla alınabiliyor. Benzinliler 1.0 lt Ecoboost ve 1.5 litre atmosferik motorla gelirken, tek dizel, yeni, 1.5 litrelik, 120 bg gücündeki motor otomatik veya manuel şanzımanla alınabiliyor. 

Testimize katılan otomobil dizel motor, otomatik şanzıman ve Titanium donanım paketine sahipti. Dizel ünite Ford’un tamamen sıfırda ürettiği bir makine ve birçok yenilikçi teknolojiye sahip. Daha hızlı tepki vermesi için yeni bir turbo, daha iyi bir patlama verimliliği ve daha sessiz olması için yüksek basınçlı yakıt enjeksiyon sistemi ve ilk kez bir Ford dizelinde kullanılan çelik pistonlar bunlardan bazıları. 

Yeni güç ünitesinin oldukça sessiz olduğunun söylemeliyiz. Focus’u kullanırken zaman zaman otomobilin dizel motorlu olduğunu unuttuğunuz vakitler bile oluyor. Motor soğukken bile 3000 devire kadar çok az ses duyuyorsunuz, bu devirden sonra motorun varlığını hissetmeye başlıyorsunuz. Otomobilin motor konusundaki izolasyonu övgüye değer. 

120 bg güç ve 1750-2250 d/dak arası üretilen 300 Nm’lik maksimum tork Focus’a beklenen performansı veriyor. Otomobilin 0-100 km/s hızlanması 10.2 saniye sürerken maksimum hız 192 km/s. Bunların yanında ortalama tüketim 4.4 lt/100 km, emisyon değeriyse 116 gr/km olarak veriliyor. Her ne kadar fabrika verilerine ulaşmak güç olsa da yine de Focus gerçek hayatta 6.0 lt/100 km’nin üzerine çıkmayan tüketim değeriyle başarılı olduğunu gösteriyor. 

Motor epey canlı ver performansı yerinde; motorla 8 ileri tork konvertörlü şanzımanın uyumu dikkat çekici. Şanzıman bir tork konvertörlüden beklediğinize göre çok sofistike çalışıyor. Geçişler sarsıntısız, konforlu, çift kavramalı üniteleri pek aratmıyor. Direksiyonun arkasındaki kulakçıklarla kullanımı da keyifli ama vites düşürürken bazen sürücünün isteklerine itaat etmediğini gördük. Orta konsolda yer verilen yuvarlak vites seçim düğmesi de son derece rahat kullanılıyor. 

Bir ilginç durum vites oranlarıyla ilgili. Otomobili manuel modda kullanırken ikiden üçe geçtiğimizde motor devrinin sadece 500 devir azaldığını gördük. Hatta yanıldığımızı düşünüp yeniden denedik ve aynı şeyi tekrar yaşayınca bunun oranlarla ilgili bir durum olduğunu gördük. Ford’un neden böylesine kısa bir ikinci vites oranı seçtiğini bilmiyoruz ama kullanımı garip çünkü motor freni yaparken de motor devri üçten ikiye indiğiniz oran çok kısa olduğu için gereksiz bir şekilde artıyor, sanki boşu boşuna vites düşürmüş gibi oluyorsunuz, hatta zaman zaman sistem devir çok artacağı için vites düşürmüyor bile. 

Otomobilin sürüşü olabildiğince konforlu ayarlanmış. Tıpkı motor sesinde olduğu gibi diğer konulardaki izolasyon da bayağı iyi, hatta Focus bu konuda hiç bu kadar iyi olmamıştı. Dış gürültüler, lastik ve rüzgâr sesi neredeyse sıfıra indirilmiş, hatta 160 km/s hızla yol alırken bile rüzgâr sesi duymuyorsunuz. Sadece dokulu asfaltta yol alırken 120 km/s hızın üzerinde lastik sesi hafiften duyulmaya başlıyor. 

Elbette insan bir Focus’un direksiyonuna geçtiğinde ister istemez nasıl yol tuttuğunu merak ediyor; neyse ki yeni Focus bu konuda bekleneni fazlasıyla veriyor. Bunu merak etmemizin nedeni otomobilin yeni gövdede arka süspansiyonda bugüne kadar Focus’a haklı ününü getiren bağımsız süspansiyondan torsiyon sistemine geçmesi oldu. Ama bu motor seçeneklerine göre değişiyor. Türkiye’deki tek dizelde tüm versiyonlar torsiyon çubuğuyla gelirken, 1.0 benzinli motorlarda da aynı sisteme yer veriliyor, 1.5 lt benzinli motoru aldığınızdaysa süspansiyon bağımsız geliyor. Genelde üreticiler bu tip bir değişim yaptıklarında torsiyon çubuğu sisteminin amortisör ayarını daha yumuşak şekilde ayarlandığını görmüştük, ki yeni Focus’ta da aynı şey söz konusu. 

Otomobil eski modele göre çok daha konforlu ve pürüzsüz bir sürüş sunuyor. Süspansiyon sisteminin darbe sönümleme karakteristiği dikkat çekici ve hiçbir zaman yetersiz hissettirmemesi sürücüye güven veriyor. Arkada oturduğunuzda bile rahatsız edici bir sarsıntı hissetmiyorsunuz. Üstelik bu durum virajlarda da değişmiyor. Focus viraja girmeyi seven, bunu sürücüsüne de sevdiren bir otomobil. Tutunma seviyesi epey iyi, limitleri yüksek ve lastikler tutunmayı bıraksa bile Focus kontrollü olabilen bir yapıda. Bunda tabii gövdenin rijitliğinin eski modele göre %20 oranında artmasının rolü çok büyük. Islak zeminde arka taraf biraz istekli olabiliyor, buna dikkat etmekte yarar var. 

Focus’un sürüşünün bir diğer dikkat çeken noktası direksiyon sistemi. Ford, 14:1 oranında yeni bir sistem geliştirmiş. Direksiyon oldukça ağır ama bunu aracı kullandığınızda çok da fark etmiyorsunuz, farklı bir otomobil kullanıp Focus’un direksiyonuna geçince anlıyorsunuz. Geri bildirim konusunda sınıfının en iyisi olan sistem şaside neler olup bittiğini gayet güzel bir şekilde sürücüsüne iletiyor. Durum böyle olunca da lastiklerin ne kadar tutunduğunu anlayabiliyorsunuz. Ne var ki sürüş modlarını değiştirdiğinizde direksiyonun ağırlığında pek bir şey değişmiyor; buna gerek var mı derseniz, pek de olmadığını söyleyelim. 

Sürüşle ilgili eleştirilecek bir nokta varsa o da gaz pedalının kısa olması. Evet, bir kaç kez ayağımız pedala yetişemedi ve pozisyonunu değiştirmek zorunda kaldık. Hayır, ayak numaramız 43, onunla ilgili bir sorun yok, pedal kısa tasarlanmış. 

Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu da far seçimi. Focus sedanı iki farklı donanımda kullandık ve test otomobillerinden birinde halojen, diğerinde Stil Paketi’nde (9000 TL) sunulan LED farlar yer alıyordu. Tamamen karanlık yollarda yaptığımız sürüşlerde halojen farların yetersiz olduğunu çoğu zaman uzun hüzme ile yolculuk yapğımızı gözlemledik. LED’li otomobilde buna gerek kalmıyordu. Gözü hassas olanlara duyurulur. 

Üstelik Stil Paketi’ni aldığınızda Dinamik LED farlar, yansıma önleme sistemi ve LED arka farlar da alınıyor. Koltuk ısıtması isteyenlerse Focus’un Kış Paketi’ni (2200 TL) tercih etmeliler. Bu paket içerisinde ısıtmalı ön cam, ısıtmalı direksion ve ön koltuklar yer alıyor.

Yeni Focus her anlamda tatmin edici bir otomobil. Geniş ve teknolojik bir kabine sahip, modern tasarımıyla yüzünüzü güldürüyor, tüm rakiplerinden daha başarılı sürüş özelliklerini sürdürüyor (ki en önemlisi bu) ve az yakan bir dizelle geliyor. 

Ford, Focus’u yenilerken ciddi bir risk aldı ama buna değmiş doğrusu. Tıpkı yeni Fiesta’da olduğu gibi Focus’ta da sevmediğiniz pek bir nokta bulamıyorsunuz. 

Alınır mı sorusunun cevabını verecek olursak; 163.800 TL’lik anahtar teslim fiyatına test aracımızdaki paketleri de eklerseniz yaklaşık 175.000 TL’lik bir fiyatla karşılaşıyoruz. Bu fiyat az değil ama artık Otoloji olarak markaları yüksek fiyat sunduğu için eleştirmiyoruz. 

Kısacası 175.000 TL’yi kompakt sınıf bir sedana verme fikrine alışabilirseniz kesinlikle düşünmeyin. Bu sınıfta ondan iyisini bulmanız zor, bizden söylemesi...